16 Mayıs 2010 Pazar

Amak-ı Hayal

Müellifi: Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi

Konusu:
Romanın çerçeve hikâyesi, başkahraman olan Râci'nin hayata dair sorularını cevaplamak istemesini anlatır. Bu soruların çoğu ontolojik sorulardır. Her ne kadar birçok farklı bilim, felsefe ve inanç ile sorularına cevap aramışsa da bu kültürlü genç bir türlü tatmin olamaz.


Bu ruh haliyle bir gün mezarlıkta karşılaştığı Aynalı Baba'dan çok etkilenir. Aynalı Baba ile düzenli olarak buluşurlar ve her buluşmalarında kahve yapıp içtikten sonra, Aynalı Baba ney üflemeye başlar. Bu ney sesiyle Râci dalar ve hayaller görmeye başlar. Her hayalde çok farklı bir dünya ve durumda bulur kendini. Bu hayallerin her biri birer hikâye şeklindedir ve hepsi Tasavvufun, özellikle de vahdet-i vücut inancının bir yönünü anlatır. Bu hikâyelerin kurgusu çok çeşitlidir; antik dinlerin öğelerinden mistik düşüncelere kadar birçok farklı kavramı barındır.


Kitaptan bir bölüm:
Bugün gördüklerim, dünkü kaldığı yerde başladı. Bayılmıştım. Benden sonra Aşk Aynası da derin bir ah çekerek bayılmış olduğundan onu saraya, beni evime getirmişler. Kendime geldiğimde ihtiyar kahin üzüntülü gözlerle yüzüme bakıyordu. Kararımı vermiştim. Eğer Aşk Aynası'nın sorunlarına cevap veremezsem intihar edecektim. Kahinle birlikte soruları değerlendirdik. Ona, bu sorulara nasıl cevap vereceğimi sordum. Dedi ki:

Oğlum! Bu soruların cevabını ancak Cünun Vadisi'nde yaşayanlar bilir.

İyi güzel ama bu vadi ne taraftadır?

Her yerde

Anlamadım

Oğlum! Cünun Vadisi adında herhangi bir yer yoktur.

Dünyanın her tarafında Cünun Vadisi bulanabilir.

Peki bu vadileri nasıl bulacağız?

Bundan kolay ne var? Hazırlanın, yarın yola çıkıp arayalım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder